Sayfalar

13 Şubat 2013 Çarşamba

Öykü

Öykü

   Hayatın devam ettiği her noktada edebiyat hep kendini gösteren, insanın içinde olan bir durumdur. Çevremizde gördüğümüz birçok olayın köken olarak edebiyata dayandığını çok rahat bir şekilde ifade edebiliriz. Günümüzde en çok tercih edilen eğlence ya da hobi aracını düşünelim. Bu düşüncelerimizi sinema, televizyon ya da tiyatro gibi başlıca ilgi alanlarıyla pekiştirebiliriz öyle değil mi? Bunlardan hoşnut olmayan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Bu şekilde insan hayatının her zaman içinde olan, her an takip edilen bu konuların da edebiyatın içinde olduğunu düşünecek olursak başta kurmuş olduğumuz cümlelerde esasında ne kadar da haklı olduğumuz çıkacaktır ortaya. Sinemada vizyona girmiş bir film düşünelim; filmin arka planında birçok unsur bulunmaktadır. 




   En önemli konular olarak gösterebileceğimiz filmde geçmekte olan öykü, yani senaryo birebir edebiyatla ilgilidir. Bunun yanı sıra roman kitaplarının da senaryolaştırıldığı görülebilir. Ayrıca öykü kitapları da kısa yapılarına rağmen genişletilerek film senaryosu haline getirilebilmektedir. Aynı konudan diziler ve tiyatrolar için de bahsedebiliriz. Her zaman yazılı olan bir öykü vardır. Zaten çok derin düşünmeye gerek yok, hangi film, hangi oyun, hangi gösteri ya da hangi program olsun hepsinin yapıları edebiyat ile açıklanabilir. Bu açıklamanın da en iyi şekilde olabilmesi için edebiyat dünyasının vazgeçilmez parçası olan öykü türü karşımıza çıkar. Bu türün niteliklerinden olan serim düğüm ve çözüm bölümleri her olayda karşımıza çıkar. Bu sebeplerden dolayı diğer sanatlarla edebiyatın birleşme alanını en fazla öykü olarak göstermekteyiz.

   Öykü anlatmış olduğumuz tüm bu özelliklerinin yanında aslında kendi benliğiyle de oldukça çok tanınan ve sevilen bir türdür. Hatta son 10 - 15 yılı saymayacak olursak öykü türünün edebiyat alanında en fazla tercih edilen tür olduğunu görebiliriz. Artık günümüzde roman bu sentezi biraz biraz yıkıp liderliği ele almaya başlamıştır. Fakat bu durum öykünün gözden düştüğü ya da düşeceği anlamına gelmez. Olayların kısa ve sade olarak anlatılmasının yanı sıra olayın geçtiği mekân ve gerçekleştiren kişilerin anlatımındaki yoğunluk nedeniyle bu tür hep ayakta kalmayı sürdürecektir.